1 Eylül 2010 Çarşamba

"Hindenburg kehaneti"

Erdal ŞAFAK'ın 27 Ağustos 2010 tarihli Sabah gazetesindeki yazısı enteresandı. Piyasaların gidişatı açısından tarihe not düşmek adına burada zikretmek istedim.

Yazı şurada:

Hindenburg kehaneti

Hindenburg, 6 Mayıs 1937'de New Jersey'de yanarak düşen zeplinin adıymış. O zeplin için o zamanlar "asla yanmaz, asla düşmez" falan deniyormuş. Aynen Titatinc için "asla batabilemez", sesten hızlı uçan Concorde için"asla düşmez" dendiği gibi. Ama, "asla olamaz" denen o ihtimallerin hepsi gerçekleşmiş!

Çok küçük ihtimalli birçok durumun aynı anda gerçekleşmesi sonucu Hindenburg zeplininin düşmesi, bir teknik analiz yöntemine isim vermiş. Erdal Şafak'ın yazısında aktardığına göre;


"Wall Street'te genel trendin yükseliş yönünde olduğu herhangi bir seansta işlem gören hisse senetlerinin en az yüzde 2.2'si son 52 haftanın en yüksek değerine ulaşırsa, yine aynı seansta hisse senetlerinin yine en az yüzde 2.2'si son 52 haftanın en düşük değerine inerse, yandı külüm keten helva!"

Bunlar gerçekleşirse ne oluyormuş? 36 gün içinde, %25 ihtimalle "çok güçlü bir deprem" oluyormuş. Erdal Şafak'ın yazısında yok ama başka bir yerde %41 ihtimalle de "panik satışlar" olduğunu okudum. Yani %25 ihtimalli olan panik satış ötesi bir çöküş.

Peki bu Hindenburg kehaneti en son ne zaman gerçekleşmiş? 13 Ağustos 2010'da, yani 18 gün önce!

"13 Ağustos'ta Wall Street'te bu kehanet gerçekleşti: O gün New York Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinin yüzde 2.9'u son 52 haftanın en yüksek değerine ulaştı, yüzde 2.6'sı da son 52 haftanın en düşük değerine indi."
Eğer takvim günü hesabı sayılırsa önümüzdeki 18 gün içinde (19 Eylül 2010'a kadar) işlem günü sayılırsa da 27 Eylül 2010'a kadar ABD borsalarında ciddi bir çöküşün başlama ihtimali hayli yüksekmiş.

Fazla uzun değil, bekleyip göreceğiz!

Sahi asla olmaz denen başka neler var günümüzde? doların rezerv para niteliğini kaybetmesi? ABD'nin çökmesi?... Asla olmaz mı?

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Marc Faber says if the Dow falls below 1,000, buy a self-sustainable farm surrounded by high voltage fences

"Adamım" Marc Faber yine enteresan şeyler söylemiş: "eğer Dow 1000'in altına inerse, kendi kendine yeten bir çiftlik alın, etrafı yüksek ve elektrikli çitlerle çevrilmiş olsun" demiş!

Şu cümle de güzel:

"And if the Dow does go to 700, you'll have more to worry about than your investments".

Eğer Dow (Prechter'in dediği gibi 700'e kadar inetrse, o zaman yatırımlarınızı (paranızı) değil, bizzat kendinizi düşünmeniz gerekir." Buradan, Prechter kadar kötümser olmadığını, 700'e kadar da inmeyeceğini düşündüğünü varsayabiliriz. Ama o durum için strateji önermesi, o durumların ihtmal dahilinde görüldüğünün göstergesi sayılabilir. Ya da öyle bir durumun ne kadar yıkıcı olacağına ilişkin bir metafor olarak da değerlendirilebilir.

Sağ olanlar görecek!

25 Temmuz 2010 Pazar

"Piyasa"nın tepkisinin abartılması ya da kendinin fasulyeden sayılması sendromu

Geçtiğimiz cuma günü, medyada "Balyoz operasyonu" diye bilinen soruşturma çerçevesinde yargı, yüzden fazla asker hakkında yakalama kararı vermiş.

Benim takıldığım nokta, kararın askerler hakkında verilmesi ya da sayının büyüklüğü değil, kararın açıklamasının cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra yapılması! Böylece yüce yargı da şu görünmez el "piyasa"ların tepkisini dikkate almış. Ne ince bir düşünce! Bu tercihin nedeni eğer, sonraki günlerde yaşanacağı düşünülen piyasa hareketleri nedeniyle günah keçisi olarak kendilerinin gösterilmesini engelleme çabası, diğer bir ifadeyle kendini koruma saiki ise makul karşılayabilirim. Onun dışında, kendi kararlarına aşırı önem atfetme durumu diye nitelemek gerekir.

Çok soyut oldu, biraz açıklamak lazım. Piyasalarda dalgalanmalar her zaman olur. Ancak bu dalgalanmalar genelde, mazeret olarak ileri sürülen hareketler olduğu için değil, konjonktür-fiyatların durumu o harekete uygun olduğu için ya da piyasaları yönlendirme gücüne sahip para babalarının keyfi o sırada ona uygun olduğu için olur. İnanması zor ama durum budur! Hatırlıyorum, bir gün borsanın işlem ghacmi çok düşmüştü, sonra anlaşıldı ki, dönemin "büyük oyuncu"su o sabah karısıyla kavga etmiş, seansa gitmemiş, o nedenle borsanın işlem hacmi düşmüş! Medyada dile getirilen mazeretler bazan geri plandaki çok daha basit gerekçelerin kılıfıdır. Örneğin, 2001 krizi dönemin Cumhurbaşkanı Başbakana anayasa kitapçığı fırlattığı için olmadı. Zaten ortalık siyasi olarak gergindi, ekonomik olarak da bıçaksırtı bir durumda uzatmaları oynuyordu, Anayasa kitapçığı hikayesi sadece fitili ateşleyen kıvılcım oldu. Ama eğer ortada o kadar büyük bir barut fıçısı ve fitil olmasa, bırakın küçük bir kitapçık, devellioğlu'nun mücellet lügatı fırlatılsa bile hiç bir şey olmazdı!

Cuma akşamı açıklanan yargı kararı da, eğer ortada ateşlenecek bir barut varsa, kıvılcım niyetine kullanılır. Ama ortada yangın çıkarma niyeti yoksa, yargının asker tutuklama kararının piyasa üzerinde etkili olması beklenemez. Eğer piyasanın düşmeye niyeti varsa, yargı kararı olmasa bile düşer, çıkmaya niyeti varsa, değil yüz, binlerce kişi tutuklansa bile çıkar. Piyasa hareketleri üzerinde etkisi olduğunu düşünmek, işlem yapan para babaları dışında herkesin bir hüsnü kuruntusudur.

Cuma günü piyasalar kapandıktan sonra verilen yargı kararının zamanlaması hakkındaki bu yazıyı da, pazartesi günü piyasalar açılmadan önce yazıyorum ki bu hafta içinde olacak hareketler başlamadan önce o yargı kararının piyasalarda konjontür uygun olmadığında hüsnü kuruntu olduğunu baştan söylemiş olayım diye!..

15 Temmuz 2010 Perşembe

"Makine" işlemleri piyasayı bozuyor!

Bizim jenerasyon gibi klasik iktisadın ve piyasada liberalliğin yegane doğru olduğu varsayımıyla yetişenler için bugünlerde yaşananlar özellikle bugünlerde "piyasa böyle buyurdu" rahatlığıyla yaşanan absürdlüklerin yarın yaşanacak etkileri çok acı olacak.

Bugün ZeroHedge blogunda özetini okuduğum bir makale, piyasalarda kısaca "makine işlemi" diye tanımlayabileceğimiz hızlı-otomatik işlemlrin, piyasa açısından çarpıtıcı etkileri olduğunu akademik olarak kanıtlayan bir çalışmaydı.


Scientific Proof That High Frequency Trading Induces Adverse Changes In Market Microstructure And Dynamics, And Puts Market Fairness Under Question

bugüne kadar gelişmiş Batı sermaye piyasalarında yapılan her şeyin doğru olduğunu, her finansal yeniliğin hayırlı olduğunu düşünenlere ithaf olunur.

12 Ocak 2010 Salı

PPT ve Krizde Surreal Piyasalar

2010 Ocak ayının ilk günlerinde (tam olarak 7.1.2010) okuduğum bir haber, bazılarına göre 1929'dan bu yana, bazılarına göre ise tarihin en büyük krizinin yaşandığı bir dönemde finans piyasalarının reel gerçeklerle adeta dalga geçercesine rekorlar kıra kıra yükselmesini açıklar nitelikteydi. Bir anlamda kafamda bir türlü yerine oturmayan taşları bir anda yerine oturttu o haber.

Haber, ABD'de 1988 yılında kurulan ve bir gazetecinin verdiği isimle PPT-Plunge Protection Team olarak adlandırılan derindevletvari bir örgütlenmenin, ABD piyasalarında (özellikle vadeli piyasalarda) yoğun işlemler yaparak finans piyasalarının düşmesini engellediği, bir anlamda 1987'deki Kara Pazartesi türünden bir çöküş yaşanmasın derken, finans piyasalarındaki mevcut surreal yapının baş sorumlusu olduğu belirtiliyordu. Başka bir ifadeyle balonları pek sevenler, mortgage balonunun patlamasını başka bir balon (borsa balonunu) şişirerek tedavi etmeye çalışıyordu.

Haberde bu "kompo teorisine" dayanak olarak da 6 trilyon dolarlık piyasaya 2009 içinde nereden geldiği ve kime ait olduğu belli olmayan 600 milyar dolar gibi muazzam büyüklükte bir paranın girdiği, normal yatırımcıların böylesine bir parayı böylesine bir konjonktürde bulmasının ve beklentiler bu şekildeyken piyasaya sokmasının mümkün olamayacağı belirtiliyordu.

Komplo teorileri ve fiiili kompolar konusundaki yetenekleri dikkate alındığında, ABD'de bunlar olamaz diyemedim şahsen. Bu haber üzerine, "neymiş şu PPT? diye hazreti Google'a basitçe sorduğumda, tahmin ettiğimden daha çok ve daha enteresan bilgilere rastladım ve PPT'nin marifetleri hakkında beynimde birkaç günlük paradigma sorgulamasından sonra, neden bu konuda bi blog yazmıyorum? diye kendime sorup, mevcut surreal finansal piyasa hareketlerini PPT komplo teorileri perspektifinden tarihe not düşmek adına bu blogda derlemeye karar verdim.

Bu blogun başlangıç hikayesi budur. Bakalım. Kader ve PPT'nin marifetleri piyasalarla beraber bu blogu da nerelere götürecek?